Yılmaz Özdil yargılanmaya başlandı…

SÖZCÜ yazarı Yılmaz Özdil’e, Meclis’teki hırsızlıklarla ilgili haberleri köşesine taşıdığı ve TBMM kısaltmasındaki son üç harfi küçük yazdığı için açılan davanın ilk duruşması görüldü.

Çoklu baro teklifinin Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerine katılmak için 3 Temmuz 2020’de Ankara’ya giden çok sayıdaki baro başkanı TBMM’ye alınmamıştı.

SÖZCÜ yazarı Yılmaz Özdil de 4 Temmuz’daki köşe yazısında baro başkanlarının Meclis’e alınmamasını eleştirerek, bugüne kadar TBMM’de kayıtlara geçen hırsızlık ve yolsuzlukların sıralandığı bir yazı kaleme aldı.

TBMM Hukuk Hizmetleri Başkanlığı’nın şikayeti üzerine, usta gazeteci hakkında dava açan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, yazıda geçen ifadelerin TBMM’nin milletvekillerini doğrudan hedef alan, Meclis’i küçük düşüren maksatlı bir yazı olduğu iddiasında bulundu.

Yılmaz Özdil’in TCK 301. maddede yer alan “Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni alenen aşağılamak” suçundan 2 yıla kadar hapis cezası ile “seçme-seçilme hakkından mahrum bırakılması” istendi.

Dava dosyası yetkisizlik kararıyla İstanbul Adliyesi’ne gönderildi. Basın davalarının görüldüğü İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde ilk duruşma yapıldı. Yılmaz Özdil’i avukatları temsil etti.

TBMM avukatı, Yılmaz Özdil’in yazısında bahsettiği olaylar üzerinden uzun yıllar geçtiğini, güncel haber değeri taşımadığını, kamuoyunu aydınlatmaya yardımcı olmadığını iddia etti.

“MECLİS, ‘ASLA ELEŞTİRİLEMEZ’ DİYE BİR KURAL YOK”

SÖZCÜ gazetesi avukatı İsmail Yılmaz ise Özdil’in yazısını, Yargıtay içtihatlarında belirtilen görünür gerçeklik kuralına uygun şekilde kaleme aldığını vurgulayarak, şu ifadeleri kullandı:

– Yazının bütünselliği incelendiğinde tamamen eleştiri amaçlı olduğu gayet açıktır. İddia edildiği gibi TBMM’yi alenen aşağılama gibi bir ifade yoktur. TBMM kısaltmasının küçük harfle yazılmasının altında bir hakaret aranması zorlama bir suç üretme çabasından başka bir şey değildir. Siyasi makamların, tanınmış kişilerin sert ve kırıcı eleştirilere katlanması gerekir. Meclis Başkanlığı nihayetinde siyasi bir kökenden gelme makamıdır. Asla ve asla eleştirilemez diye bir kural yoktur.

“BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE KATLANMAK GEREKİR”

Avukat Yılmaz ayrıca gazetecilerin, yazdıkları yazılar nedeniyle mahkum ettirilmesi çabasının demokratik devlet düzeni ile bağdaşmayacağını belirterek, şunları söyledi:

– Bu çabadan ülkenin bütün kurumları zarar görebileceği gibi saygın kurumumuz olan TBMM Başkanlığı da zarar görecektir. Basın özgürlüğüne alışık olmak, bunu savunmak ve buna katlanmak gerekir. Yazı, basın özgürlüğü kapsamında içerisinde yazılmış eleştirel bir yazıdır. Müvekkilimin herhangi bir kastı ve kusuru yoktur. Hakkında beraat kararı verilmesini talep ediyoruz.

Duruşma ekim ayına ertelendi.

Başa dön tuşu