Akşener bir dokundu bin ah işitti

İYİ Parti lideri Meral Akşener, “Gençler için Gençlerle Beraber” isimli sosyal medya programında gençlerle konuşup, sorunlarını dinledi. “Ben size nutuk atmayacağım” diyen Akşener, adeta bir dokundu bin ah işitti.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, “Gençler için Gençlerle Beraber” adını verdiği Youtube programında sorun ve talepleri dinledi. Akşener, Türkiye’de gençler ve Z kuşağıyla ilgili genelleme olduğunu belirterek, “Bu nedenle sizi öğrenmek, bildiklerimizin üzerine bir dil geliştirmek, sizin talepleriniz üzerine çözüm üretmek, iktidara gelmek gibi bir iddiamız var, böyle bir durumda gençlerin nasıl bir hayat istediğini öğrenmek için yapılan bir çalışma bu” diyerek katılım için teşekkür etti.

AKŞENER’DEN GENÇLERE 3 SORU

Akşener, gençlere 3 soru yönelterek sohbete başladı. Akşener’in soruları şöyle oldu:

“Dünyayı değiştireceksiniz, Türkiye’yi değiştireceksiniz, ailelerinizi zaten değiştirdiniz gibi bu kanaatler doğru mu? İkinci sorum; Türkiye’den gideceğinize dair görüşler var. Bunun sebebinin ise hayal kuramadığınız olduğu söyleniyor. Bu konuda ne düşünüyorsunuz? Son sorum ise kendinizi 5 yıl sonra nerede görüyorsunuz?”

“NEDEN BİZİM ÜLKEMİZ BANA LAYIK GÖRÜLMÜYOR?

Sabancı Üniversitesi mezunu olan ve Amerika’da yüksek lisans yapan Ece Nur Gökdaş, Akşener’in sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Şu an beyaz yakalı olarak bir şirkette çalışıyorum. Benim Amerika’da çalışma iznim var ama ben bunu kullanmak istemedim. Ve beni konumlandırırken ‘Neden buradasın? Sen orada olmalısın bence’ gibi konuşuluyor. Bu bana dokunuyor. Neden bizim ülkemiz bana layık görülmüyor da bana Amerika, İngiltere layık görülüyor.

Ben burada doğdum, büyüdüm. 5 yıl sonra mümkünse Türkiye’de işimde gücümde, güçlü bir kadın olarak aile kurmak istiyorum. Ancak sosyal, insanların kafa yapısına yönelik bir korkum var. Ekonomi, kalkınma gibi politikalarınıza hakimim. Doğru insanlar ve doğru stratejilerle bunun çözüleceğini düşünüyorum. Ama bu kümülatif bilinç kaybını, boşalan adalet değerlerini, toplumsal, manevi değerler nasıl yerine gelecek? Bu ülkenin kurtuluş zamanına nasıl döneceğiz? Bunlara çok üzülüyorum.”

“DİPLOMANIN ÖNEMİ KALMADI”

Selçuk Üniversitesi Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü mezunu Emre isimli genç, 5 yıl sonrasını ümitsiz olarak gördüğünü ifade ederek şöyle konuştu:

“5 yıl sonrayı değil 1 ay sonrayı, 1 hafta sonrayı planlayamıyoruz. Çok planlarımız var ama bunları yapabilecek kapasitemiz yok. Ülkede her gün, her saat daha geriye götürüyor bizi. Hepimiz farklı bir şeyler yapmak istiyoruz ama bugün sosyalleşmek için dışarı çıktığımızda çok büyük meblağlarla karşılaşıyoruz ve bu durum çok kötü.

Şu an 28 yaşındayım ve üniversite çağında bir şeyler yapabildik, sosyalleştik ama şu an okuyan gençlere baktığımızda herkes yurt dışı düşünüyor. Orada bir birime daha çok şey yapabiliyorlar, burada aynı şeyi 5 birime daha zor yapıyor. Burayı değiştirebilecek miyiz benim ümidim kalmadı artık. Çünkü ciddi anlamda çok yoruldum.

Televizyonu açtığımızda genç yok, gencin sorunu yok. Sürekli ortada ülkeye dair yapılan şeyler ya da ekonomi büyüyor vs. gibi bizi bunlarla devam ettiriyorlar ama bizim bunlara ihtiyacımız yok. Çalıştığımız yerlerde çok fazla yaşlı yöneticiler var ve globalleşen dünyada kendimizi artık online olmaya adapte etmemiz lazım. Bugün, ailelerimiz zooma girmeyi öğrendi. Adanalıyım, ailem Adana’da yaşıyor. Geçim derdini hiç konuşmuyorum zaten. Çok iyi olmasa da piyasaya göre biraz daha iyi maaşım.

Mühendis dediğimiz zaman insanlar çok iyi kazandığımızı düşünüyor. Yok öyle bir durum. Asgari ücretten 100 lira fazlaya çalışan arkadaşlarım var. Okul okuyup, mühendis olmamızın bir faydası yok ki. Biraz önce de konuştuk arkadaşlarla. Diplomanın hiçbir önemi kalmadı”

“PARAMIZ MONOPOLY PARASI OLDU”

İstanbul Teknik Üniversitesi Petrol Mühendisliği mezunu Furkan Biçer, 5 yıldır çalıştığını belirterek, “3 ay, 5 ay sonra ne yapacağımızı bilmiyoruz. Sürekli bir şeyleri düşünmekten mücadele etmekten gençler olarak çok yorulduk. Paramız Monopoly parası oldu. Sizi eleştirmiş gibi olmayım” dedi.

Bu sırada Akşener söze girerek, “Eleştir, bize tavsiyeleriniz varsa hay hay. Eleştirileriniz varsa hay hay. Ben size nutuk atmayacağım. Propaganda yapmayacağım. Bir başka siyasi yapıyı da yermeyeceğim. Siz neticede oy veren, bu ülkenin ekonomisine katkıda bulunan insanlarsınız. Biz de siyasi bir partiyiz. Elbette sonunda oyunuzu talibim. Burası hür meydan” diye konuştu.

Sözüne devam eden Biçer, “Ne iktidar, ne muhalefet olarak sizden bir ümit görmüyoruz açıkçası. Yaptığınız hataları da görüyorum ama bu hataları sonradan düzeltmenizi de takdir ediyorum. Biz artık ülkece neşemizi kaybettik. Eskiden üniversitede cebimizde 20 lira ile Taksim’e çıkabiliyorduk, neşemiz vardı. Bizim gözümüz yükseklerde değil. Lüks arabalara binelim, lüks evlerimiz olsun gibi derdimiz yok.

Dışarı çıktığımızda bir kahveye yanında bir tatlı almasak daha iyiyi düşünmek zorunda olmamalıyız. Artık bize ne kadar fakir olduğumuzu, yoksul olduğumuzu anlatmayın. Biz zaten her gün yaşıyoruz. Biz nasıl büyük Türkiye olacağız? Atatürk’ün zorluklarla kurduğu ülkeyi bu güne kadar getirdik. Bundan sonraya da götürmek istiyoruz ama bizim tek tek dövüşecek, vuruşacak gücümüz kalmadı. Zaten bizi yıllardır dövüyorlar. Hepimiz ekonomi uzmanı, özgürlükler uzmanı olduk. Merkez Bankası Başkanı olduk, ekonomi başkanı olduk.” ifadelerini kullandı.

“TÜRKİYE İÇİN TEST ÇÖZMEM, YURT DIŞI İÇİN BİLİMSEL ARAŞTIRMA YAPMAM GEREKİYOR”

Tıp Fakültesi 3.sınıf öğrencisi Aylin isimli bir genç, 5 sene sonra ne olmak istediğini çok iyi bildiğini ifade ederek, “Ama bu 5 seneyi nasıl geçireceğim, oraya nasıl erişeceğim o benim için soru işareti. Ben, pediatri uzmanı olmak istiyorum ve çiftte vatandaşım. Aynı zamanda Alman vatandaşıyım. Bu süreci yönetirken 5 sene sonra nasıl çocuk doktoru olacağım derken Türkiye’de kalırsam uzmanlık sınavına girmem gerekiyor. Çok zor bir sınav. Sürekli test çözmem gerekiyor.

Fakat yurt dışına gitmek istersem süreci bilimsel araştırmalar yaparak geçirmem gerekiyor. Bu çok acı. Ben ikisini de yapıyorum şu an karar veremedim. Burada ücretlerin aşırı derecede düşük olması, çalışma şartlarının yeterli olmaması tüm bunlar doktorların sorunu olarak görülüyordu fakat bence bu sadece doktorların değil, ebelerin, hemşirelerin, farklı sağlık çalışanlarının da yabancı dil öğrenmeye çalıştığını görüyoruz.

Ben mesela 24 saat çalıştıktan sonra 36. saate kadar çalışmayacağımı duymak istiyorum. O zaman seve seve burada TUS’a çalışır kalırım” diye konuştu. Akşener de burada söze girerek, “Kızım bu insan hakkı” dedi.

Başa dön tuşu